06 Jan 2011
400 bin bebek üzerinde yapılan bir araştırmaya göre erken sünnet olan bebeklerin idrar yolu enfeksiyonu geçirme oranı binde 7 iken, sünnet olmayan çocuklarda bu oranın yüzde 7'ye çıktığı belirtiliyor. İSTANBUL-Dünyada erkeklerin dörtte birine uygulanan sünnetin sağlık açısından birçok yararı bulunuyor. Sünnetsiz çocuklar sünnetli çocuklara oranla idrar yolu enfeksiyonlarına 8-15 kat daha fazla yakalanıyor. 15 bin yıldır uygulanan sünnetin hem cerrahi hem de psikolojik yönü nedeniyle uzman ellerde yapılması büyük önem taşıyor. Aksi halde ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşılabiliyor. Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Çocuk Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Selami Sözübir, uzman olmayan kişilerin yaptığı sünnet nedeniyle yüzlerce çocuğun sorunlarla hastaneye başvurduğunu hatırlatarak şöyle konuşuyor: "Bu komplikasyonların başında da kanama, enfeksiyon, idrar yolları ve penise kalıcı hasarların verilmesi ile hatalı sünnetler geliyor. Sterilizasyonun tam uygulanmaması, aynı aletlerin kullanılması, cerrahi teknik konusunda yeterli bilgiye sahip olunmaması ve özellikle toplu sünnetler bu komplikasyonların görülme oranını da arttırıyor. Nitekim ülkemizde de her yıl yüzlerce çocuk sünnet sonrası komplikasyonlarla hastanelerimize başvuruyor. 400 bin çocukta yapılan bir araştırmada sünnet olan çocuklarda binde 7 olan idrar yolu enfeksiyonu oranının, sünnet olmayanlarda yüzde 7'e çıktığı gösterilmiş." LOKAL ANESTEZİ DEĞİL, GENEL ANESTEZİ Sünnette lokal anestezinin kesinlikle terk edilmesi gerektiğini dikkat çeken Doç. Dr. Selami Sözübir, "Lokal anestezi genel kanının tersine genel anesteziye göre daha da risklidir. Çünkü lokal anestezik olarak kullanılan maddenin penis damarlarında spazm yaparak penisin kaybına bile sebep olması mümkündür" diyor ve ekliyor: "Sünnet ülkemizde genellikle 6–7 yaş sonrası çocuklarda yapılsa da son zamanlarda yenidoğan dönemi yapılan sünnetin sayısında artış göze çarpıyor. Cerrahi işlemin ve bakımın kolaylığı, bebekte yara iyileşmesinin çabuk olması ve psikolojik travma oluşturmaması gibi avantajları nedeniyle yenidoğan sünneti, ülkemizde de daha sık uygulanır hale gelmektedir. Yenidoğan bebek sünnet sonrası 4. günde sünneti yapan doktor tarafından görülür ve 5. günde banyo yapılabilir. Ayrıca yine bu dönemde uyguladığımız sünnet “çan yöntemi” ile yapılan dikşsiz sünnet yöntemidir. Dolayısıyla estetik görünüş ve komplikasyonlar açısından da mükemmele yakın sonuçlar alınmaktadır. Prematüre, ailede hemofili veya diğer kan hastalığı öyküsü olan, doğuştan pipi anomalisi olan bebeklerde ve o anda rahatsızlığı olan bebeklerde yenidoğan sünneti uygulanmamalıdır. Her yaşta sünnet yapılabilmekle beraber 2–4 yaş arası çocuklarda kimlik gelişimi, ben merkeziyetçi ve uyumsuz olmaları nedeniyle zorunlu olmadıkça sünnet yapılmamalı ya da yapılacaksa kesinlikle genel anestezi altında uygulanmalıdır. Eğer yenidoğan döneminde yapılmamış ve çocuk 1 yaşını da geçmiş ise sünnet için tercih edilecek zaman mümkünse çocuk için okul öncesi zaman olmalıdır; ki bu da 6–7 yaşlarına denk gelir."




06 Jan 2011
Amerika'da mutlu bebek yetiştirme konusunda yazdığı kitaplarla tanınan Dr. Harvey Carp, bebeklerle ilgili mitleri ve gerçekleri anlattı. İSTANBUL- Mahallenin En Mutlu Bebeği ve Mahallenin En Mutlu Çocuğu kitaplarıyla Amerika’nınçok okunan yazarlarından çocuk doktoru olan Harvey Karp, Acıbadem Maslak Hastanesi’nde bir konferans verdi. Bebeklerin bakımı konusunda modern mitlerin bulunduğunu ve bu mitlerin yanlış olduğunu belirten Dr. Carp, bunlardan bazılarını şöyle sıraladı: “BEBEK AĞLARSA GAZI VARDIR” Bu mit yıllardır hem hekimlerin hem de ailelerin kabullendikleri ve adeta kader gibi gördükleri bir durum. Oysa bebekler sadece gazı olduğu için ağlamaz, ilgi istedikleri için de ağlar. Hatta bebekler günde Afrika’daki bazı kabilelerin yaptığı gibi belki 50 defa doyurulmak ister, uykuda oldukları sürenin dışında sürekli kucaklanmak, sevilmek ister. Bazen istediklerini yapsanız da, gazları olmasa da ağlarlar. BEBEĞİN AĞLAMASI CİĞERLERİNE İYİ GELİR” Bebeğin ağlamasıyla ciğerlerinin açılması arasında mantıklı, bilimsel bir ilişki yoktur. Bebek açsa, zayıfa, güçsüz düşmüşse ve yorgunsa ciğerleri de güçlü olamaz. Dolayısıyla ağlaması bebeği ancak yorar. “BEBEK SESSİZLİĞİ SEVER” Tam aksine gürültüyü sever. Çünkü bebek anne rahmindeyken 24 saat boyunca adeta bir elektrik süpürgesinin çalışmasına benzeyen gürültülerle yaşar. Durum böyleyken bebek doğunca siz onu sessiz bir odaya hapsederseniz bebek yalnı